2 – İşyerinde – At the office

 

İş yerinde- At the office (1)

S:Bu şirketteki işin hakkında ne düşünüyorsun? What do you think about your work in this firm?
V: Valla benim kimseyle bir problemim yok. İşimi yaparım. Maaşımı alırım. Actually I don’t have any problem with anybody. I do my job, I take my salary.
S: İşin sevdiğin tarafları neler? What aspects of your job do you like?
V: İş saatleri esnek, iş arkadaşları nazik. Parası fena değil. The working hours are flexible, the colleagues are nice, and the salary  isn’t bad.
S: Ya yaptığın iş nedir? And what do you do?
V: Ben tahsilatçıyım. Çok gezerim. I’m a money collector. I travel (walk) a lot.
S: O ne güzel! İşte sevmediğin şeyler nelerdir? Oh  how nice! What are the parts that you don’t like?
V: Odam havasız ve küçük. Bir de yemekler yetmiyor. My room is airless and small. Also the food isn’t enough.
S: Sen o kadar gezersen çok kaloriye ihtiyacın var, değil mi? If you walk that much , you need a lot of calories right?
V: Galiba ben herkesten çok yiyorum. I guess I’m eating more than the others.
S: Ama şişman değilsin, zayıf bile sayılırsın. But you’re not fat. You could even be considered thin.
V: Çünkü yediğimi yakıyorum Because I’m burning what I eat.
S: Ay ne şanslısın! Oh How lucky you are!

 

 

İş yerinde- At the office (2)

Müdür: Günaydın Arzu hanım bugün kimlerle toplantım var? Goodmorning Ms. Arzu. Who do I have meetings with?
Sekreter: Günaydın Fuat Bey. Saat dokuz buçukta Akmer Şirketinin Pazarlama Müdürüyle bir toplantınız var. Goodmorning Mr. Fuat. At 9. 30 you have a meeting with the Marketing Manager of Akmer Company.
Sonra öğlen eşiniz geliyor ve beraber yemek yiyeceksiniz.Onun bugün doğum günü. After, your wife is coming and you have a dinner with her. Today is her birthday.
Müdür: Evet .Hediyesi hazır. Ona Bu akşam 9 tane kırmızı gül yollayın. Yes. Her gift is ready.Send her 9 red  roses tonight.
Sekreter: Peki efendim. Bu akşam 17:00 de şöförünüzle havalimanına gidiyorsunuz. Okay Sir. Tonight the driver will take you to the airport.
Müdür. İmza dosyasını getirin de imzalanacakları okuyup imzalayayım. Please bring the file with documents to be signed.
Bu 700 Lira nedir? What is this 700 liras?
Sekreter: Geçen ay su boruları patlamıştı. Tesisatçıya yapılacak ödeme. Last month the water pipes had burst.This is the plumber’s fee.
Müdür: Ya bu 1050 lira? And how about this 1050 Liras?
Sekreter: Efendim o da kırılan camların değişimi. Hani yaramaz çocukları ağırlamıştık. Sir, That’s the new window pane fee. Remember those naughty kids who visited .
Müdür: İnanmıyorum, bu 370 TL nedir? I don’t believe it , what’s this 370 TL?
Sekreter: Efendim hani direği görmeden başınızı çarpmıştınız ya, doktor ücreti. Sir  you had bumped your head against the pole.That is the doctor’s fee.
Müdür: Anlaşılan iş dışında her yere para veriyoruz. As I understand, we pay everything except the work.

 

İş yerinde- At the office (3)

Dilek: Burada çok gürültü var. Daha alçak sesle konuşamaz mısınız? Ther is a lot of noise here. Can you speak in a lower voice?
Hakan: Alo buyrun, ben Hakan, size nasıl yardımcı olabilirim? Hello yes, This is Hakan. How can I help you?
Dilek: Eyvah fotokopimakinasına kağıt sıkışmış. Oh my god! Paper got stuck in the machine.
Mehmet: Ben şimdi çıkartırım. Öyle çekmeyin Dilek hanım açmak lazım. I’ll take it out.Don’t pull like that Ms. Dilek. We have to open it.
Hakan: Ali Bey iş gezisinde onun yerine ben bakıyorum. Mr. Ali is on a business trip. I’m replacing him.
Her zaman aldığınız ürünlerden D-100 lerin fiyatı 200 Tl oldu,  KDV dahil. The price of D-100, that you always order, has gone up to 200 TL,  V.A.T  included.
H: Hayır çok pahalı değil. Geçen seneki fiyatlar bunlar. No, they are not too expensive. We sell them at the last year’s prices.
Başka yerde daha mı ucuza buldunuz? Pardon aynı markayı mı? Did you find cheaper prices elsewhere? Sorry, are they the same brand?
180 Lira mı? İndirim yapmışlar demek? O halde biz de size 180 den verelim bu defalık. Are they 180 liras?Are they on sale? Then we can give it  to you at the same price also.
Kargoyla yollarız. We’ll ship it.

 

 Farklı cümleler – Different sentences

organize etmek to organize
düzenlemek to arrange
yerleştirmek to arrange and organize
hesaplamak to calculate
kontrol etmek to control
Muhasebeci şirketin tüm hesaplarını kayıt altında tutan bir kişidir. An accountant is a person who keeps a record of all the accounts of a company.
Pazarlamacı şirketin ürünlerini satmak için argüman oluşturur. A marketing employee is a person who gathers arguments together in order to to sell the product.
Pazarlamacı diğer rakiplerin fiyatlarını ve satış stratejilerini araştırır, şirketin kendi stratejilerini geliştirir. Müşterileri bilgilendirir. A marketing employee  researches the competitors’ prices and the selling strategies and develops their own strategies.
Satış departmanının elemanları satış işlemini gerçekleştirir. Çoğu zaman satış sonrası sıkıntılarla da ilgilenir. A sales Department employee does the sales operations. They deal with the customer service after sales issues most of the time.
Sekreterler yönetimin kararlarını uygulayan işin zamanında yapılmasını organize eden çalışanlardır. Secretaries are the workers who implement the decisions of the management and make sure that the work is done on time.

 

İş yerinde- At the office (4)

B:Merhaba birazdan toplantı odasına misafirlerimiz gelecek. Nalan Hanım siz çay servisi yapın. Sonra da telefon bile bağlamayın. Hello, our guests will come in a while. Ms. Nalan please serve tea. Later on please don’t put through any call.
Rahatsız edilmek istemiyoruz.  We don’t want to be disturbed.
N: Tabii efendim. Sadece çay mı? Sure sir, Only tea?
B: Elbette değil, sorarsınız, kim ne istiyorsa… Of course not. You can ask them for whatever else they wish to have.
N: Peki efendim. Ben salonu toplayayım. Okay Sir. I’ll clean up the room.
B: İyi olur. Kalem silgi su her şeyi hazır edin. That would be good. Make sure that, pens, erasers, water..everything is available.
Biraz sonra Little later
B: Hoş geldiniz. Sizi şöyle alalım. Wel come, Please sit like this.
Yerimizi rahat buldunuz mu? Çok aramadınız inşallah? Did you find our place easily? We hope you didn’t look for longtime ?
M: Rahat geldik. Burası çok güzelmiş. We got here easily. This place is beautiful.
B: Teşekkür ederiz. Bu  binaya ilk defa geliyorsunuz. Sizi hep eski yerimizde ağırlamıştık Thank you. You come to this building for the first time. You had come to our old place.
M: Yolladığınız ürün örnekleri harika , sizinle çalıştığımıza seviniyoruz. The product samples that you sent us are great.We are happy to work with you.
Yalnız tedarik sürelerinde bir kısaltma yapabilir misiniz? But can you shorten the delivery time?
B: Bu ürünler ithal olduğundan stoklarda olunca sorun olmuyor , hatta o gün kargoyla yollarız ama elimizde olmayınca yapacak bir şey yok. As these are imported items, there is no problem when we have them in the stocks. We can even ship them on the same day but when we don’t have them, there is not much  to do.
M: Evet. Bizim de stoklarımızı yapmamız gerekecek.Satışları öngörmek oldukça zor. Yes, we have to build up our own stock. It’s quite difficult to foresee the sales.
Müşteriler farklı zevklere sahipler. The customers have different tastes.
N: Çay veya kahve içer misiniz? Would you like to drink tea or coffee?
M1:Ben bir sade Türk kahvesi alırım I’ll take a sugar free Turkish coffee.
M2:Ben de bir çay rica edeyim. I would request a cup of tea
N: Tabii efendim. Buyrun. Şeker de alır mısınız? Sure Sir, here you are.Would you take some sugar?
M2: Bir tane lütfen. One please.

 

 

 

 

Follow turkishfsi:

Latest posts from