Türkçe dili:

Türk dilleri veya Türk lehçeleri, birbirleri ile çok yakın akraba olan, 40 ayrı yazı diline bölünen bir dil grubu olarak tanımlanır. Doğu Avrupa’dan Sibirya ve Çin’in batısına dek uzanan bir alanda ana dil ve ikinci dil olarak konuşulmakta olan Türk dilleri Altay dilleri ailesine aittir. En çok konuşulan Türkî dil, Türkiye Türkçesidir. Türkiye türkçesi, Türkçeler ailesinin alt gruplarından güney-batıya ait olan Oğuz türkçesi grubuna aittir. Altay grubunun diğer alt grupları: Moğolca Mançu-Tunguz dilleri ve Korece olarak kabul edilebilir. Bunun dışında güney-doğu türkçesi (Uygurlar:Çağatay, Özbek), kuzey-doğu türkçesi (Sibirya türkçesi), kuzey-batı türkçesi (Kıpçaklar), Ogurca (Bolgarca), Argu (Halaçca) dil grupları mevcuttur.

Türkçede kelimelerin fransızcadaki gibi erillik dişilik özellikleri yoktur.

Altay dili gibi eklemeli bir dildir ve sözlerden yeni sözler üretilir sona yapılan eklerle filler çekilir.

Türkçede sesler ünlüler ve ünsüzler olarak iki ana gruba ayrılır.

Ünlülerin nitelikleri:

1-) Ses yolunda herhangi bir engele çarpmadan çıkan seslere ünlü denir.

  1. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre :

Kalın ünlüler       : a, ı, o, u

İnce ünlüler        : e, i, ö, ü

2-) Dudakların durumuna göre :

Düz ünlüler        : a, e, ı, i

Yuvarlak ünlüler : o, ö, u, ü

3-) Ağzın açıklığına göre:

Dar ünlüler        : ı, i, u, ü

Geniş ünlüler     : a, e, o, ö

Büyük Ünlü Uyumu:

Bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de kalın olur. Ya da ilk hecedeki ünlü inceyse diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur. Örnek: Kalın, ince , duvak, ördek

Küçük Ses Uyumu: 

1)     Bir kelimenim ilk hecesinde düz ünlü (a,e,ı,i) varsa sonraki hecelerde de düz ünlü bulunur. (kayıkçı, ısmarlamak gibi..)

2)     Bir kelimenin ilk hecesindeki yuvarlak ünlü varsa (o,ö,u,ü) diğer hecelerde de yuvarlak ünlü veya geniş düz ünlü bulunur.(çocuk odun, özlemek)

Bu iki ses uyumuna uymayan kelimeler mevcuttur.

Genelde başka dillerden alıntı kelimelerdir. Gil, daş, ki eki alan kelimelerde de ses uyumu aranmaz.

Ses uyumundan başka türkçenin bir özelliği de sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Örnek: İki kediler denmez, iki kedi denir.

Türkçe dilinin kısa tarihçesi: (Dilimiz.gen.tr’den alıntıdır.)

Türk dillerinin yazılı metne dayalı tarihleri 7.- 9. yüzyıl Orhon Türkçesine kadar uzansa bile, Türkiye Türkçesi için, Anadolu’ya göç eden Oğuzların 11. yüzyıldan sonra kendi lehçeleri üzerine kurdukları yazı dilini başlangıç saymak gerekir. 15. yüzyıla kadar Eski Anadolu Türkçesi olarak adlandırdığımız bu dönemin en ünlü temsilcisi Yunus Emre’dir.

Anadolu Selçuklularının önce Arapçayı, sonra da Farsçayı resmi dil olarak kabul etmeleri nedeniyle Türkçe Anadolu sahasında 13. yüzyıla kadar gelişememiştir. 13. ve 15. yüzyıllar arasında da gittikçe artan sayıda Arapça, Farsça sözcük içeren bir dil ortaya çıkmıştır. Ancak yine de sade sayılabilecek bir Türkçenin egemen olduğu bu dönemden sonra Osmanlıca adı verilen, yoğun Arapça, Farsça etkisi görülen bir dönem başlamıştır.

  1. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar süren Osmanlıca dönemi kendi içinde Başlangıç Dönemi, Klasik Dönem ve Yenileşme Dönemi olarak üç bölümde incelenir. Bu dönemde yalnız Arapça, Farsça sözcükler değil gramer kuralları da Türkçeye girmiş, yalnız aydın kesimin okuyup yazabildiği bir saray dili ortaya çıkmıştır.

Dilde özleşme çabaları 19. yüzyılın ikinci yansında Tanzimat dönemi ile başlamıştır. Aydınların Türkçe sözcük kullanma, Arap alfabesinde yenilikler yapma (örneğin tüm ünlüleri yazıda gösterme, normalde bitişik yazılan Arapça harfleri ayrı yazma gibi) çabalarıyla geçen bir hazırlık döneminden sonra Cumhuriyetle birlikte çağdaş Türkçenin temelleri atılmıştır.

1928 yılında Atatürk’ün özel ilgi ve çabalarıyla Latin alfabesine geçilmiş, tarama, derleme ve türetme yoluyla dildeki Türkçe sözcük oranı kısa sürede büyük oranlara ulaşmıştır.