4- Pazarda – At The Open Market

Pazarda – At the open market (1)

 

Pazarcı: Günaydın, size ne lazım? Good morning what do you need?
Ayten Hanım: Patlıcanlar ve biberler çok güzel görünüyorlar. Ama bugün fiyatlar biraz pahalı.  The eggplant and the green peppers look very good but today they are  a little expensive.
Pazarcı: Güneyde seller oldu. Seraları su bastı. There has been flooding in the South.The greenhouses were flooded.
Ayten Hanım: Bir kilo patlıcan , bir kilo biber, şundan istiyorum(gösterir): I want one kilo of eggplant,one kg green pepper, from these ones (pointing).
Pazarcı: Başka? Bakın domateslerim çok lezzetli. 2 kg da domates vereyim. What else? Look my tomatoes are delicious. Let me give you 2 kg. of tomatoes.
Ayten Hanım: 2 kg. taşıyamam , ama bir kilo olsun.  I can’t carry two kilos but ok, give me 1 kg.
Pazarcı: Başka bir şey?  Anything else?
Ayten Hanım:3 tane de limon at torbaya. Tanesi 50 kuruş değil mi? Throw 3 lemons into the bag. 50 kuruş each, right?
Pazarcı : Evet:  Yes
Ayten Hanım: Hepsi bu kadar,  ne tuttu?  That’s all, how much?
Pazarcı: 9 lira ablacığım. 9 liras, elder sister. (*) (abla : older sister, ağabey: older brother)
Ayten Hanım: Bir liraya da şu maydanozu alayım.  I’ll take this parsley for one lira.
Pazarcı: Tamam ablam.  Okay elder sister.

 

 

Pazarda – At the open market (2)

Ayten Hanım: Merhaba, şu çantalara bakabilir miyim?  Hello, May I have a look at these bags?
Pazarcı 2 : Buyrun bayan. Deri bunlar. Bu fiyata bulamazsınız, kaçırmayın. Go ahead M’am. These are leather. You can’t find these prices nowadays, don’t miss out on  that.
Ayten Hanım: Yok. (*) Bir de şunları göster. İçleri nasıl?  No, show me those ones. How is it the inside?
  Yok means there isn’t but sometimes is used instead of  negation, No.
Pazarcı: Bak abla, buralarda bir çok bölmeleri var. Sadece 30 lira. Size 25 yaparım. Look, sister, there are several compartments. It’s only 30 liras. I can do 25 for you.
Ayten Hanım: Teşekkür ederim. Şu kahverengi çantayı ver o zaman, ama 50 liram var, bozar mısın? Thank you, give me this brown bag then, but I only have 50 liras, can you change it?
Pazarcı: Kolay abla. Al 25 lira para üstünüz, güle güle kullanın. It’s easy elder sister. Take your change 25 liras. Use this bag happily.
Ayten hanım: İyi günler. Good days (*) used instead of goodbye.